12 Ağustos 2013 Pazartesi

PARA VAKIFLARI FİNANS YÖNETİM TEKNİKLERİ

Teori

Vakıf kelimesi, sözlük anlamı olarak “dur­durma, alıkoyma, ayırma, bağlama, bir malı veya mülkü -satılmamak kaydıyla- bir hayır işine bağışlama, bırakma” anlamlarına gelir.[1] Yine “bir hizmetin gelecekte yapılması için bir kimse tarafından belli koşullarla ve resmi bir yolla ayrılarak bırakılan, mülk ya da para” olarak ifade edilir.[2] Diğer bir tanımlama­da vakıf, bir mülkü kamunun menfaatine veya bir hayır işine te’bîden, yani devamlı olarak terk eylemek olarak da ifade edilmiştir. .[3]

Vakıf sistemi içerisinde gayrimenkuller, menkuller, haklar ve markalar yer alabilmektedir. Piyasada her türlü değer ifade eden varlıklar vakıf malı olabilir.

Osmanlı devletinin mali teşkilatı; merkezi maliye, tımar sistemi ve vakıflardan oluşur.[4]
Vakıflar Osmanlı ekonomik modelinde %40’lara varan bir ekonomik büyüklüğe sahiptir. Günümüzde devlet %50’nin üzerinde bir ekonomik büyüklüğü kontrol ederken, vakıfların ekonomik sistemde olduğu modelde vakıflar %40’lara varan ciddi bir ekonomik değeri kontrol etmekte ve yönetmekte idiler.

Vakıflar; han, hamam, cami, bedesten, kütüphane, medrese, üniversite, hastahane, çarşı, toplu veya bireysel imalat yerleri, köprü, altyapı, teknolojik yenilik ve kimsenin yatırım yapmayacağı toplumun geleceğine yönelik kamu yatırımlarına yapmakta idiler.

Para vakıfları, bir gayrimenkul malın değil de belirli bir paranın vakfedilmesiyle oluşan vakıf türleridir. Bu vakıflarda pa­ra, “mütevelli heyeti” olarak adlandırılan ilgili sorumlu kişiler tarafından işletilir, elde edilen kar, vakfın kuruluş amacına göre harcanır.[5]

Ebussud Efendi’ye göre para vakıfları ile ilgili yaklaşımlar şunlardır.
1-    “vakıf konusu olan malın, aynı baki kalarak (varlığını korumak şartıyla) kendisinden yararlanılan bir mal olması gerektiği” kuralıdır. Parada emsalinin sürekliliği, aynının sürekliliği gibi değerlendirilir. Vakfedilen para kredi kullananın zimmetinde ve müteşebbisin elinde bulunmakta, vakfa da misliyle iade edilmektedir. Dolayısıyla paranın emsalinin sürekliliğini koruması (meblağ olarak varlığını sürdürmesi) diğer vakıf mallarının aynının sürekliliğini koruması hükmündedir [6]
2-    Para vakfı konusunda teamül oluşması şarttır. Teamül oluştuğuna ve bu uygulamayla çatışan nass bulunmadığına göre, ilgili teamülü geçerli saymak gerekir.
3-    Örf (teamül) objektif ve gözlemlenebilir bir olgudur. Onun tespiti için ayrıca müçtehidin onayına gerek yoktur.
4-    vakfeden ve mütevellinin hakime gitmeleri; vakfedenin vakıf işleminden dönme talebinde bulunması, mütevellinin vakfın geçerli (sahih) ve bağlayıcı (lâzım) olduğunu ileri sürerek bu talebin reddini istemesi üzerine hakimin vakfın geçerli ve bağlayıcı olduğuna hükmetmesiyle para vakfı tescil edilmiş olur. Tescilin Züfer’in görüşüne dayandırılması durumunda ise öncelikle Züfer’in görüşüne dayanılarak vakfın geçerli olduğuna, ardından da Ebu Yusuf ve Muhammed’in görüşüne istinaden vakfın bağlayıcılığına ayrı ayrı hükmetmek gerekmektedir. Her iki hükümde birbirinden bağımsız kabul edildiği için bir konuda iki ayrı müçtehidin görüşlerini birleştirmek gibi olumsuz bir durum da (halt-ı mezahib) söz konusu değildir. Ebussuud Efendi’ye göre para vakfının geçerliliği ve bağlayıcılığı birbirinden bağımsız iki ayrı meseledir. Dolayısıyla hakimin her iki meselede farklı müçtehitlerin görüşlerine istinaden hüküm vermesinde bir sakınca yoktur. Hakim, maslahata binaen bu tür uygulamalar yapabilir.

Osmanlı dönemi ilk para vakfı örneklerine II. Murat, Fatih Sultan Meh­met dönemlerinde rastlanmaktadır. İs­tanbul Tahrir kayıtlarına göre en eski tarihli para vakfı H. 866 / M. 1461, İstan­bul Şer’i Mahkeme sicil kayıtlarına göre ise H. 888 / 1493′dür.[7] İstanbul’da Fatih’ten itibaren, 1456-1551 tarihleri arasında 1161 para vakfı kurul­muştur.[8]

Vakıflar; ticari aktiviteler için borç vermekte idiler. Özellikle “ana ölmez kar yarı” deyiminin çokça kullanıldığı ticari aktivitelere vakıflar için cevaz verilmişti. Bu gün finans kurumlarının bu modele yakın olarak uyguladıkları murabaha temelli finans modeli buna yakın olsa da, bu model daha çok Mudaraba yöntemi olarak algılanmaktadır.

Bu gün olduğu gibi geçmişte de finans sistemi ile uğraşanlar için en çok eleştiri alınan konu faiz (riba) olmutur. Çünkü bu vakıflar ellerindeki nakitleri belli bir oran üzerinden işletmektedirler. Dolayısıyla para vakıfları, başlangıçta, ellerindeki nakitleri ihtiyaç sahiplerine verirken, geri ödeme yapılacağı zaman % 10 – % 15 oranı arasında, anaparadan bağımsız bir ek getiri istemektedir. Hiç şüphesiz bu şekilde işletme tarza ahkamı şer-iye kuralları müvacehesinde olmakta idi.

Vakıf paraların işletilmesinde muamele-i şer’iyyenin yanında gayrimenkul ipotekli kredi olarak tanımlayabileceğimiz (bey’ bât, bey’ bi’l-vefâ ve bey’ li’l-istiğlâl) gibi işlemlerin de uygulandığı görülmektedir. Ayrıca, teorik tartışmalarda mudarabe (kar-zarar ortaklığı) usulünün de gündeme geldiği, ancak uygulamada tercih edilmediği anlaşılmaktadır. [9]

Para vakıflarının özellikle aynı yaşam ve faaliyet alanına sahip olan ve benzer risklere maruz kalan grupların fertleri arasında bir dayanışma ve sosyal güvenlik müessesesi olarak geliştirildiği görülmektedir. Aslında para vakıfları gayrimenkul vakıflara göre daha esnek ve hızlı işleyen bir oluşumdur.  Bu nedenle “avarız vakıf­ları“, “eytam sandıkları”, “orta sandıkları” ve “esnaf sandıkları” gibi oluşumlar, sos­yal güvenlik ve dayanışma çatısı altında oluşturulmuşlardır.


[1] DEVELİOĞLU Ferit, (1993), Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, Aydın Kitabevi Ya­yınları, Ankara, s. 1134.
[2] Türkçe Sözlük, (1999), Dil Derneği yayınları, no:9, İkinci Baskı, Acar Matbaacılık, Ankara, s. 1307.
[3] ARMAĞAN Mustafa, (2006), Osmanlı: Bir vakıf Medeniyeti, Sivil Toplum Dergisi, Yıl: 4, Sayı: 15, Temmuz / Eylül dönemi, http://www.siviltoplum.com.tr/?ynt=icerikdeta y&id=570 (07.02.2009).
[4] TABAKOĞLU Ahmet, (2002), Yenileşme Dö­nemi Osmanlı Ekonomisi, Genel Türk Tarihi 7, Ed. Hasan Celal Güzel, Prof.Dr. Ali Birinci, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, s. 616.
 [5] ÇİZAKÇA Murat, (1993), Risk Sermayesi Özel Finans Kurumları ve Para Vakıfları, İslami İlimler Araştırma Vakfı Yayını, Tartışmalı ilmi Toplantılar Dizisi, İlmi Neşriyat, İstanbul, s. 67.
[6] OKUR Kaşif Hamdi, (2005), Para Vakıfları Bağlamında Osmanlı Hukuk Düzeni Ve Ebussuud Efendinin Hukuk Anlayışı Üzerine Bazı Değerlendirmeler, Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2005/1-2, cilt: IV, sayı: 7-8, ss. 33-58.
 [7] KURT İsmail, (1996), Para Vakıfları, İslami İlimler Araştırma Vakfı, Ensar neşriyat, Tartış­malı İmli Toplantılar Dizisi: 23, İstanbul, s. 170.
[8] DÖNDÜREN Hamdi, (2008), Osmanlı Tari­hinde Bazı Faizsiz Kredi Uygulamaları ve Modern Türkiye’de Faizsiz Bankacılık Tecrübesi, Uludağ Üniversitesi, İlahiyat fakültesi Dergisi, Cilt: 17, Sayı:1, Bursa, s. 4.

[9] ÖZCAN Tahsin, (Ekim 2008), Osmanlı Toplumuna Özgü Bir Finansman Modeli; Para Vakıfları, MÜSİAD Çerçeve Dergisi, İstanbul s.126

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder